| dc.description.abstract | Bu makalede savaşla ilgili âyetler (seyf–kıtâl) bağlamında mensuh olduğu ifade edilen bazı âyetlerin Endülüs tefsir geleneğinde nasıl yorumlandığı ele alınmaktadır. Çalışmada İbnü’l Arabî (ö. 543/1148), Mekkî b. Ebî Tâlib (ö. 437/1045), İbn Atiyye (ö. 541/1147), Kurtubî (ö. 671/1273), İbn Cüzey (ö. 741/1340) ve Ebû Hayyân (ö. 745/1344) gibi önde gelen Endülüs müfessirlerinin yaklaşımları incelenmekte ve onların söz konusu âyetlerin hükmü hakkında hangi görüşleri benimsedikleri ve bu görüşleri dile getirirken hangi delillerden hareket ettikleri ortaya konulmaktadır. Bu müfessirlerin kimi zaman aynı konuyu farklı bir bakış açısıyla ele alarak âyetin mensuh değil muhkem olduğu yorumlarında bulundukları da görülmektedir. Ayrıca bazı müfessirler, hükmün mukayyet olduğunu belirterek âyetin belirli bir süreyle sınırlı olması sebebiyle neshe konu edilemeyeceğini ifade etmişler, bazı âyetlerin ise ahlakî hükümler içermesi sebebiyle neshe elverişli olmadığını dile getirmişlerdir. Bu yaklaşımlar Endülüs tefsir geleneğinde neshin dışarıdan bakıldığı gibi her konuda kolayca başvurulan bir mesele değil aksine titiz ve ilmî bir yaklaşımla ele alındığını göstermektedir. Dolayısıyla Endülüs geleneği neshin alanını genişletmekten ziyade daraltmayı amaçlayan ve mensuh âyetlerin sayısını mümkün olduğunca azaltmaya çalışan bir anlayışı yansıtmaktadır. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş, klasik tefsirler ve nesih literatürü doküman analizi yoluyla incelenerek müfessirlerin yorumları karşılaştırmalı bir çerçevede ele alınmıştır. | tr_TR |