<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Cilt 04, Sayı 2 (2024)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15421</link>
<description/>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 03:00:00 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-23T03:00:00Z</dc:date>
<item>
<title>The Mobbing Process From The Victims’ Perspective: A Qualitative Study</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15479</link>
<description>The Mobbing Process From The Victims’ Perspective: A Qualitative Study
ÖZTÜRK-TÜRKMEN, Nur Ayça; DUYGULU, Ethem
Mobbing is an organizational issue that is increasingly being recognized as important in today's world. In the increasingly competitive business environment, the concept of employees with job satisfaction is fading due to mobbing, and skilled workers are becoming unproductive. Regardless of culture, age, educational level, or position, every employee can fall victim to mobbing. The consequences of mobbing not only affect the employee but also the organization and the national economy. The aim of this study is to examine the entire mobbing process through the eyes of 10 different victims who have started legal action and identify the types of perpetrators perceived by the victims. In this context, the types of mobbing and attacks they were subjected to, the physical and psychological consequences of mobbing on the victims, the reactions of other employees during the mobbing process, and the evidence they collected for their mobbing cases have been examined. The study concluded that all of the victims were subjected to communication-oriented attacks. Other types of attacks included those targeting social relationships, reputation, and physical health. All the victims had experienced vertical mobbing. The trigger for mobbing was mostly conflict. Victims generally did not receive support from management or bystanders during the mobbing process. The types of perpetrators perceived by the victims were narcissistic, choleric and megalomaniac. The physical and psychological consequences of mobbing on the victims were severe. The most common physical effects were stomach disorders and eating disorders. The most common psychological effects were bruxism (teeth grinding) and insomnia, both triggered by stress. Mobbing led to an environment within the organization characterized by tension, fear, low productivity, and weak communication among employees. The evidence collected by the victims for their mobbing cases was described in detail for each case. This evidence included photocopies of official assignment documents for victims who were relocated away from their workplace, all official documents containing mobbing elements, photos showing the physical working conditions of the victims, photocopies of unanswered petitions, photocopies of unjustly received warnings or penalties, doctor’s reports documenting psychosomatic disorders, and assignment letters aimed solely at assigning the victim tasks outside of their area of expertise
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2024 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15479</guid>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Geleneksel ve Yüksek Dayanımlı Betonların Dayanımının İncelenmesi</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15477</link>
<description>Geleneksel ve Yüksek Dayanımlı Betonların Dayanımının İncelenmesi
ÇEBİ, Yakup Murat
Son otuz yıldır kullanılan ve teknolojik gelişmeler sayesinde popülerlik kazanan çekme dayanımı arttırılmış beton üzerine yapılan çok sayıda araştırma çalışmasına rağmen, betonun spesifik özellikleri geleneksel betona göre daha az anlaşılmaktadır. Betonarme kullanımıyla ilgili yönergelerin çoğu, çekme dayanımı 50 MPa'ya kadar olan beton üzerinde yapılan araştırmalara dayanmaktadır. Bu çalışma, hem geleneksel hem de yüksek dayanımlı betonun çekme dayanımının çeşitli kurutma yöntemleriyle nasıl değiştiğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bulgular, yetersiz kurutma sonuçlarının dayanım sorunlarına yol açtığı inancının aksine, betonun kurutulduğu sıcaklıktaki değişikliklerin her iki tipte de dayanım artışını etkilediğini ortaya koymaktadır. Suda hiç kür yapılmayan numunelerde yüksek dayanımlı betonun 28 günlük basınç dayanımı, soğuk ortama göre %7 oranında arttı. Bu artışlar W/C=0,50 olan konvansiyonel beton için %14, W/C=0,70 olan konvansiyonel beton için ise %11 olmuştur. Standart ortamda kürlenen yüksek dayanımlı betonlarda 90 günlük numuneler, 28 günlük numunelere göre %19 oranında dayanım artışı sağlamıştır. Aynı oranlar W/C=0,50 olan geleneksel beton için %0, W/C=0,70 olan geleneksel beton için ise %15 idi. Sonuç olarak, hem yüksek dayanımlı hem de geleneksel beton kuruma koşullarına benzer tepkiler verirken, dayanımlarını arttırmada sıcaklığın etkisinin yetersiz kurutmadan kaynaklanan sorunlardan daha önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Benzer araştırmaların diğer beton çeşitleri üzerinde de sürdürülmesi gerektiğinin altını çizmek önemlidir.
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2024 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15477</guid>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Soğuk Savaş’ın Kalkınma/Gelişme Yazınına Etkisi</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15476</link>
<description>Soğuk Savaş’ın Kalkınma/Gelişme Yazınına Etkisi
GENCER, Tülay
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle dünya, iki büyük süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) etrafında şekillenen ideolojik, ekonomik ve siyasi bir çatışma dönemine girmiştir. Soğuk Savaş olarak adlandırılan bu dönem, sadece iki büyük güç arasındaki rekabetle sınırlı kalmamış, aynı zamanda sömürgecilikten yeni kurtulan ve Üçüncü Dünya olarak adlandırılan ülkeler üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Bu ülkeler, bağımsızlıklarını kazanmalarından hemen sonra kalkınma sorunlarıyla yüzleşmiş ve Soğuk Savaş’ın kutuplaşmış dünya düzeninde kendilerine bir yer edinme mücadelesi vermiştir. Soğuk Savaş’ın karakteristiği olan ideolojik rekabet, sadece Avrupa ve Asya kıtasında değil, Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika’da da hissedilmiş ve bu bölgelerdeki gelişmeler, küresel güç dengelerinin önemli birer unsuru haline gelmiştir. Üçüncü Dünya ülkeleri, kalkınma arayışında Batı’nın kapitalist sistemi ile Doğu’nun sosyalist modeli arasında bir tercih yapmak zorunda kalmışlardır. Bu süreçte, özellikle Bağlantısızlar Hareketi gibi girişimler, Üçüncü Dünya ülkelerinin iki kutuplu sistem içinde bağımsızlıklarını koruma çabasını yansıtmaktadır. Bu makale, Soğuk Savaş Dönemi’nde Üçüncü Dünya’nın ekonomik ve siyasi kalkınma mücadelesini, Batı ve Doğu bloklarının bu ülkeler üzerindeki etkilerini ve bu sürecin kalkınma teorileri bağlamında nasıl ele alındığını incelemektedir. Ayrıca Bağlantısızlar Hareketi’nin, Üçüncü Dünya ülkeleri üzerindeki stratejik etkisi ve bu ülkelerin bağımsızlıklarını koruma çabaları değerlendirilecektir.
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2024 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15476</guid>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bebeği Yenidoğan Yoğun Bakımda Olan Primipar Annelere Demonstrasyon Yöntemiyle Verilen Emzirme Eğitiminin Annelerin Emzirmeye Yönelik Bilgi Düzeyleri ve Tutumlarına Etkisi</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15475</link>
<description>Bebeği Yenidoğan Yoğun Bakımda Olan Primipar Annelere Demonstrasyon Yöntemiyle Verilen Emzirme Eğitiminin Annelerin Emzirmeye Yönelik Bilgi Düzeyleri ve Tutumlarına Etkisi
TETİK METİN, Hatice
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2024 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15475</guid>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
