<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Cilt 02, Sayı 2 (2020)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15254</link>
<description/>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 03:00:45 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-23T03:00:45Z</dc:date>
<item>
<title>İslâm Düşüncesinde Estetik</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15311</link>
<description>İslâm Düşüncesinde Estetik
Bozyiğit, Ahmet
Alemdeki düzene, nizama, ahenge ve uyuma baktığımız zaman insana her yönüyle zevk veren sanatsal, estetik bir güzelliğe rastlamak mümkündür. Düşünce tarihinde, sanat ve sanatsal faaliyetler tartışılırken estetik meselesi üzerinde de durulmuştur. Tarih boyunca İnsanlığın aradığı şey aslında hep güzeli bulmak ve onun peşinden gitmek olmuştur. Ancak güzeli bulmak yetmemiş ve en güzele ulaşmak amaç haline gelmiştir. Antik Çağdaki filozofların düşüncelerinde estetik kavramı, sanatta, müzikte, mimaride, duyusal olanla ilgili olarak ele alınmıştır. Ancak duyusaldan ruhi alana gitmekle de estetiğin metafizik boyutu hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. Yeni – Platoncu düşüncede aynı şekilde ele alınan estetik kavramının metafizik tarafı duyusal tarafından daha fazla önemsenmiştir. İslâm filozofları da bu düşüncelere paralel olarak estetik kavramını ele almıştır. Ancak onların düşüncelerinin kaynağında Kur’an’ın estetikle ilgili anlayışı damga vurmuştur. İslâm filozofları müzik, hat, resim, süsleme, mimari gibi bir çok sanat dallarının yararından söz ettiler. Bununla birlikte alemdeki her güzelliğin sırrının kaynağına ulaşma gayesi içinde oldular. Bu kaynak aşkın Tanrı'dır ve o dünyadaki varlıkların en iyisi ve en mükemmelidir. İslâm filozoflarını fizik alanla ilgili güzellikten metafizik alanla ilgili güzelliğe götüren sebepler bağlı oldukları İslâmî mirastır. İşte bu çalışmamızın amacı fizik veya metafizik olsun güzel olanı, güzel duyguları, güzel hisleri, tüm güzellikleri ve kaynaklarını bize açıklayan estetiğin İslâm düşüncesindeki yerini ortaya koymaktır.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15311</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Arap Yazısının Kökeni ve Tarihi</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15308</link>
<description>Arap Yazısının Kökeni ve Tarihi
Şulul, Kasım
Hz. Muhammed devrinde Kur’ân-ı Kerîm’in yazıldığı ve günümüze kadar da kullanılmaya devam eden Arap Cezm yazısının kökeni, tarihî seyri ve gelişimi önemli bir meseledir.&#13;
Bu makalede Arap Cezm yazısının kökeni, tarihî seyri ve gelişimi ana hatlarıyla ele alınmıştır. İslâm kaynaklarında konuyla ilgili veriler; bütüncül yaklaşım, metin taraması, metin mukayesesi, tematik ve kronolojik tasnif ve bir kısmı kalıntı (bakiyye türü) kitâbeler olan veriler arasında ortak payda bulma yöntemi ile tetkik edilmiştir.&#13;
Hemdânî, İbnü’n-Nedîm ve İbn Vahşiyye gibi İslâm ilim tarihi kaynaklarında Arap cezm yazısının kökenine dair birçok veri bulunmaktadır. Arap Cezm yazısının kökenine dair İslâm kaynaklarındaki verilerin ortak paydası şudur: Hz. Peygamber devrinde kullanılan Arap yazısının aslı Hirî Cezm), onun aslı Enbârî Meşk, o da Güney Arabistan Müsned yazısına dayanmaktadır.&#13;
Oryantalistler 19. asırda keşfettikleri bazı kitabelere dayanarak Arap yazısının Nabâtî, onun Arâmî onun da Fenike yazısına dayandığını iddia etmişlerdir. Oryantalistler, İslâm ilim tarihi kaynaklarının konuyla ilgili verdikleri bilgileri göz ardı etmişlerdir.&#13;
Son zamanlarda yapılan yeni araştırmalar, keşfedilen binlerce kitabe İslâm ilim tarihi kaynaklarının Arap yazısının kökeni konusundaki tezini kesin bir şekilde teyit etmiştir.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15308</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Üç Dünya Tasavvuru: Yergi-Dünyacılık, Sekülerizm ve Dünyevî İslâm</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15306</link>
<description>Üç Dünya Tasavvuru: Yergi-Dünyacılık, Sekülerizm ve Dünyevî İslâm
Arvas, Hamdullah
İnsanların dünya tasavvuru onların varlık, bilgi, değer ve estetik anlayışı üzerinde belirleyicidir. Dolayısıyla dünyanın nasıl anlaşıldığı meselesi önemlidir. Bu bağlamda, dünyanın mahiyeti ve dünya hayatının değeri konusunda, üç anlayış biçimi bulunmaktadır. Bu anlayışlardan biri, içinde yaşanılan dünya gerçekliğinin red edildiği, hayatın bütün hakikat ve anlamının dünya ötesindeki başka bir hayata ertelendiği yergi-dünyacılıktır. İkincisi ise yergi-dünyanın tutarsızlıklarına karşı hayatın bütün anlamını bu dünyanın hakikatine indirgeyen sekülerizmdir. Üçüncüsü ise her iki dünya tasavvuruna alternatif bir dünya görüşü olarak “Dünyevi İslam” anlayışıdır. Çalışmamızda dünya, dünyevileşme ve sekülerizm kavramları hakkında bilgi verildikten sonra, insanların dünya hayatına karşı takındığı yergi-dünyacılık ve sekülerizm arasında alternatif bir yol olarak “Dünyevî İslâm” yaklaşımının imkân ve koşulları ele alınmıştır. Bu yolla dine ve dünyaya dair yaklaşımlar ekseninde bir yöntem sunulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak dünyevî İslâm tasavvurunun insanın bir ahlak varlığı olmasının koşulları içinde gerekli olduğu hususu tespit edilmiştir.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15306</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>John Locke, David Hume Ve Immanuel Kant'da İnanç Ve Rasyonalite</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15304</link>
<description>John Locke, David Hume Ve Immanuel Kant'da İnanç Ve Rasyonalite
Demir, Ata
Bu çalışmada düşünce tarihinin önemli referans durakları olarak kabul edilen üç filozof üzerinden rasyonalizm ve ampirizm kavramlarına dayalı olarak bilim, etik ve inanç konuları ele alınıp incelenmektedir. Felsefe ve bilim dünyasında son derece etkili olmuş John Locke, David Hume ve Immanuel Kant’ın düşünceleri çerçevesinde düşünce tarihinde her daim tartışma konusu olmaya devam eden inanç-etik ve bilim ilişkisi ya da bir diğerine karşı konumunu, duruşunu bilmek kanaatimizce önemlidir. Tarihe mal olmuş böyle düşünürler üzerine yazmanın zorluğunun bilinceyiz. Ancak meydana getirilmiş bir sanat eseri artık sonsuza kadar yeniden yorumlanmak için gelecek nesillerin önünde durduğu gibi, tarihe yön veren düşünürlerin düşünceleri de her daim yeniden yeni nesiller tarafından yorumlanması ve yeni bağlamlarla anlaşılması gerektiğine inanmaktayız. Hiç kimsenin bugüne kadar söylemediği yepyeni tezler ileri sürmek iddiasında değiliz. Ancak rasyonalizm ve ampirizm akımları üzerinde tartışmasız etkileri olan söz konusu bu üç düşünürün düşüncelerini kısa ve öz şekilde bir makalede ele alınmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15304</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
