<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15406">
<title>Sayı 14 (2025)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15406</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16690"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16689"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16687"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16649"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-23T06:51:41Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16690">
<title>Zarar Kavramının Fıkhî Kaidelerin Oluşumuna Etkisi ve Fürua Yansımasına Dair Bir İnceleme</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16690</link>
<description>Zarar Kavramının Fıkhî Kaidelerin Oluşumuna Etkisi ve Fürua Yansımasına Dair Bir İnceleme
DENİZ, Abdulbaki
İnsanoğlunun dünya ve ahiret saadetini temin etmeyi hedefleyen İslam hukukunda zarar kavramının özel bir yeri vardır. Zira insana faydalı olan şeylerin teminiyle zararlı olanların defi, İslam hukuk felsefesinin esasını oluşturmaktadır. Zarar, dünya yahut ahirette insanı olumsuz yönde etkileyen her türlü hâli ifade etmektedir. Bu bağlamda İslam hukukunun esasen celb-i maslahat ve def-i mefsedet ilkesine dayandığı söylenebilir. Zararla ilgili tikel meselelerin ihata edilemeyecek kadar çokluğu tümel manalara mebni veciz mahiyette kaidelerin oluşturulmasına sebep olmuştur. Ortaya çıkan yüzlerce kaide ise toplam beş kaide-i kübrâ kapsamında değerlendirilmiştir. Beş kaide-i kübrâ içinde kendine yer bulan (Zarar giderilir) kaidesi kapsamında mazarrat-menfaat ve maslahat-mefsedet menşeli onlarca kaidenin fıkıh eserlerinde dağınık vaziyette işlenmiş olması sözü edilen kaidelerin örnekleriyle bir bütünlük içinde değerlendirildiği çalışmaları gerekli kılmıştır. Arşiv araştırması ve füru-i fıkıh taraması yöntemiyle elde ettiğimiz bulgularla literatürdeki boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Bu bağlamda zarar menşeli kaideler bir bütün olarak irdelenmiş, İslam hukukunun zarar ve fayda dengesine dayanan tümel yaklaşımı ortaya konmuştur. Şüphesiz zaman ve zeminin değişmesiyle ortaya çıkan yeni soru ve sorunlar fıkha dair kaidelerin canlı kalmasını sağladığı gibi fıkıh literatürünün zenginleşmesine de zemin hazırlamıştır. Böylece akademik çalışmalarda verilerin belli bir düzen içinde değerlendirilmesi sağlanmış ve fetva makamındaki kimselerin kuraldan yola çıkarak birçok meseleyi aydınlatmaları mümkün hâle gelmiştir.
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16689">
<title>Klasik Şiirde Kadim Şehir: Klasik Edebiyat Manzumelerinde Bitlis</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16689</link>
<description>Klasik Şiirde Kadim Şehir: Klasik Edebiyat Manzumelerinde Bitlis
ESER, İzzet
Klasik Türk şiirinin bireysellikten sıyrılıp toplumsal tema ile güçlü bir şekilde buluştuğu alanlardan biri de mekân anlatımının yapıldığı şehrengiz, bilâdiyye gibi edebî türlerdir. Bu metinlerde klasik Türk edebiyatının zengin hayal dünyası ve söz varlığı; mekânın güzelliği, tarihi ve insanıyla birleşir. Bu yolla şiir; ait olduğu mekânın bir anını, dönemini kelimelerle resmeder ve sonraki çağlara aktarır. Bu manzumeler, mekân tarihi için eşsiz kaynaklar olarak literatürde yerlerini alır. İnsanlık tarihi açısından önemli bir coğrafya olan Anadolu da edebî türlerde ziyadesiyle yer almıştır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan bu kadîm coğrafyanın birçok şehri klasik Türk şiirine konu olmuştur. Bu şehirlerden biri de Bitlis’tir. Bitlis; coğrafi konumu, binlerce yıllık geçmişi, doğasının güzelliği ve yetiştirdiği önemli âlimlerden dolayı bu edebî gelenekte yerini almıştır. Şehir; klasik Türk şirinde farklı yüzyıllarda kaleme alınan metinlerde temel konu olarak geçtiği gibi manzumelerin bölümlerinde de farklı anlam ilgileriyle kullanılmıştır. Mezkûr manzumeler üzerine birçok akademik çalışma da yapılmıştır. Bu çalışma; klasik Türk edebiyatında Bitlis’i konu edinen veya Bitlis’in zikredildiği manzumeleri bir araya getirmeyi, bu manzumelerin içerikleri ile ilgili karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmayı ve bu konuda yapılmış olan akademik çalışmaları tanıtmayı amaçlamaktadır.
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16687">
<title>Eyyûbîlerin Hizmetindeki Hârizmşahların Filistin Bölgesindeki Faaliyetleri</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16687</link>
<description>Eyyûbîlerin Hizmetindeki Hârizmşahların Filistin Bölgesindeki Faaliyetleri
KARATAŞ, Amber; ÖNER, Abdulkerim
Celâleddin’in ölümünden sonra kendisine tâbi olan Hârizmşah birlikleri bir süre dağınık halde yaşamlarını sürdürmüş daha sonra farklı devletlerin himayesine girmişlerdir. Bu devletlerden biri de Eyyûbîlerdir. Mısır’da hakimiyetini sağlamlaştıran Salih Eyyûb, kendisine tabî olan Hârizmşahları Filistin’e çağırmıştır. Kudüs’ün Haçlılarından alınmasında Hârizmşahların önemli katkıları olmuştur. Şam Eyyûbileri ile Frank ittifakına karşı Mısır Eyyûbilerin yanında yer alarak savaşın Eyyûbilerin lehine sonuçlanmasında önemli katkılarda olmuştur. Bu çalışma, Eyyûbîlerin hizmetindeki Hârizmşahlar’ın Filistin’deki faaliyetlerini belirlemeyi hedeflemiştir. Mısır Eyyûbîleri ile ittifak kurmaları, Filistin’e çağrılmaları, Kudüs’ün geri alınması ve II. Gazze Savaşındaki rolleri tespit edilmiştir. Araştırma, Hârizmşahların Filistin’deki faaliyetleri ile sınırlandırılmıştır. Konuyla alakalı literatür taraması yapıldıktan sonra elde edilen veriler tümden gelimsel bir yöntemle derlenmiştir. Toplanan rivayetler tetkik edilmiş, olaylar neden sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmiş ve veri analizi metoduyla sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Hârizmşahların Eyyûbîlerin hizmetine girdikten sonra önemli başarılar elde ettikleri özellikle Mısır Eyyûbilerin bölgede güçlenmesinde aktif rol oynadıklarının yanında zaman zaman olumsuz yönlerinin de oluğu sonucuna ulaşılmıştır.
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16649">
<title>Afrika’da İslâm’ın Yayılmasında Hac Yolculuklarının Etkisi</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/16649</link>
<description>Afrika’da İslâm’ın Yayılmasında Hac Yolculuklarının Etkisi
YAVUZ, Hasan
Bu çalışmada Afrikalı hacıların hac yolculukları esnasında farklı toplumlarla olan iletişimi ve bunun sonucunda İslâm’ın diğer toplumlar tarafından tanınması ele alınmıştır. Bu tespitlerin yapılabilmesi amacıyla ilgili tarih eserleri, seyahatnameler ve araştırmalardan istifade edilmiştir. Afrika’da İslâm, Hz. Peygamber döneminde yayılmaya başlamıştır. İslâm hâkimiyeti öncelikle fetihler ile başlamış daha sonra evlilikler, tarikatlar, göçler, hac yolculukları ve tebliğlerle Afrika’ya yerleşmiştir. Bu makalede İslâm’ın Afrika kıtasında hac yolculukları sırasında yayılması mevzu bahsedilmektedir. Hac için uzun mesafeler kateden Afrikalı hacılar, yolculukları esnasında Hicaz’a varmak için farklı toplumlarla karşılaşmış ve bu toplumların İslâm’la tanışmasına vesile olmuşlardır. Özellikle Batı Afrikalı hacıların Atlas Okyanusu’ndan başlayıp Kızıldeniz’e doğru devam eden hac yolculukları birçok animist kabilenin bulunduğu bölgeden geçmekteydi. Ayrıca Afrika’nın birçok bölgesindeki bazı kabileler hacca gidenlere özel saygı göstermekteydi. Hacılara gösterilen bu itibarın da etkisiyle hacdan dönenler toplumların ıslahı için daha çok çalışmakta ve onların İslâm’a tabi olmaları için gayret göstermekteydiler. Sonuç olarak Afrika’da İslâm’ın yayılmasında hac yolculuklarının önemli bir rol oynadığı görülmüştür.
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
