<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15255">
<title>Cilt 03, Sayı 1 (2021)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15255</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15313"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15312"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15310"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15309"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-23T08:29:30Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15313">
<title>NORŞİN’İN MANEVİ DİNAMİKLERİNDEN ŞEYH ABDÜLKERİM ÇEVİK’İN HAYATI VE İLMÎ KİŞİLİĞİ</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15313</link>
<description>NORŞİN’İN MANEVİ DİNAMİKLERİNDEN ŞEYH ABDÜLKERİM ÇEVİK’İN HAYATI VE İLMÎ KİŞİLİĞİ
Sevgili, M. Macit
İlim ve irfan yuvası Norşin’de yetişmiş önemli âlimlerden ve mürşitlerden biri, merhum Şeyh Abdülkerim Çevik’tir. Şeyh Abdülkerim, küçüklüğünden itibaren köklü bir eğitim alarak ilme ve tasavvufa vâkıf olmuştur. O, Norşin’de “medrese”, “tekke/dergâh” ve misafirlerin ağırlandığı “divan” faaliyetlerini başarılı bir şekilde yürüterek kendisine intikal eden mirası sürdürmede muvaffak olmuştur. Kısa, ancak bereketli ömrüne birçok hayırlı hizmet sığdıran Şeyh Abdülkerim, halkın sevgisine ve saygısına mazhar olup derin bir etki bırakmıştır. Bu çalışmada genelde Şark bölgesinin; özelde ise Norşin’in önemli simalarından ve manevi dinamiklerinden Şeyh Abdülkerim Çevik’in hayatı ve ilmî kişiliği irdelenmektedir.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15312">
<title>HİKMET ZEYVELİ. MEDİNE SAHİFESİ</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15312</link>
<description>HİKMET ZEYVELİ. MEDİNE SAHİFESİ
YAPRAKDAL, Erol
Hz. Peygamber liderliğindeki Müslümanlarla birlikte Medine’de pek çok farklı unsur yaşamaktaydı. Hz. Peygamber bu şehirde yaşayan insanların birbirleriyle asgari düzeydeki münasebetlerini düzenleyen deklarasyon mahiyetinde bir belge hazırlatmıştı. Medine’deki farklı dini, siyasi ve etnik unsurların bir arada yaşamasını öngören siyasi ve hukuki belge niteliğini taşıyan1 Medine Sahifesi, 19. yüzyılın sonlarına doğru oryantalistlerce ilgi görmüş daha sonra ise Müslüman araştırmacılar tarafından pek çok çalışmaya konu edilmiştir (s. 11). Bu ilgi muhtemelen küreselleşen dünyada bir arada yaşama mecburiyetinde olan insanların, geçmişin tecrübesinden faydalanma isteğinden ileri gelmektedir. Nitekim batılı araştırmacılar, bu belgeyi “Medine Anayasası” şeklinde isimlendirmişlerdir2
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15310">
<title>FIKIH USÛLÜ’NDE EYLEM TEORİSİ (EBÛ’L-HÜSEYİN EL-BASRÎ’NİN (436/1044) “KİTÂBÜ’L-MU’TEMED FÎ USÛLİ’L-FIKH” ADLI ESERİ BAĞLAMINDA)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15310</link>
<description>FIKIH USÛLÜ’NDE EYLEM TEORİSİ (EBÛ’L-HÜSEYİN EL-BASRÎ’NİN (436/1044) “KİTÂBÜ’L-MU’TEMED FÎ USÛLİ’L-FIKH” ADLI ESERİ BAĞLAMINDA)
AYRAN, Şükrü
İnsan hayatının her aşamasında merkezi bir yer edinen fıkıh, doğumundan ölümüne kadarki süreçte bütün insan eylemlerini hükme bağlamaya çalışmıştır. Bu anlamda fıkıh, müşahhas varlıkları değil, insan eylemlerini hükmün konusu edinmiştir. Nitekim fıkıh usulünde insan eylemleri, şer’î hitap ve hüküm bağlamında ele alınıp işlenmiştir. Nitekim din, nas temellidir ve yeni problemleri nas temelli çözüme kavuşturur. Naslar, vaz’a konu olan lafız öbeklerinden meydana gelirken eylemler, çoğunlukla vaz’a konu olmaz. Vaz’a konu olmayan eylem, delaletten karşılığı yoktur. Oysa din, hem beyan hem de yaşantı düzleminde naslar yanında Peygamber’in (sav) uygulama ve eylemleriyle ete kemiğe bürünmüştür. Özellikle hadis literatüründe, Peygamber’in (sav) eylemlerine çokça yer verilmiştir. Literatürde geçen Peygamber (sav) eylemlerine nasıl, niçin ve hangi hüküm düzeyinde uyulup yerine getirileceği, sağlıklı bir dini düşünce ve yaşantı açısından önemlidir. Çünkü eylemlerinde Peygamber’i (sav) örnek edinip ona uymak ancak şekil, hüküm, gerekçe ve gaye açısından Peygamber (sav) eylemlerinin benzerlerini yerine getirmekle mümkündür. Şekil, hüküm, gerekçe ve gaye açısından bir olmayan eylemlerde uyumdan ve uymaktan hiçbir şekilde söz edilemez; aksine bazen muhâlif düşmekten dahi söz edilebilir.  Biz bu çalışmamızda, Ebû’l-Hüseyin el-Basrî’nin (436/1044) Kitâbü’lmu’temed fî usûli’l-fıkh adlı eseri özelinde fıkıh usulünde eylem teorisini ele alacağız. Hüsün-kubuh temelinde Basrî’nin eylem ve hüküm teorisini ortaya koymaya çalışacağız. Ardından Basrî’nin anlayışında, Peygamber (sav) eylemlerinin çeşitli durumlarda hükümden karşılığına değineceğiz. Bu bağlamda Peygamber (sav) eylemlerinin örnek alınması, bu eylemlere uyulması ve muvâfık düşüp muhâlefet edilmesi gibi meseleleri açığa kavuşturacağız.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15309">
<title>KUR’AN’DA BEDENSEL ENGELLİLİKLE İLGİLİ İFADELERİN TAHLİLİ</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15309</link>
<description>KUR’AN’DA BEDENSEL ENGELLİLİKLE İLGİLİ İFADELERİN TAHLİLİ
TURŞAK, Musa
İnsan, yaratılış gayesi olan Allah’a ibadet etmeyi gerçekleştirsin diye en güzel bir şekilde yaratılmış ve çeşitli organlarla donatılmıştır. İnsana görmesi için göz, duyması için kulak, konuşması için dil, yürümesi için ayak ve işlerini görmesi için eller Allah’ın bir Lütfu olarak verilmiştir. Dış görünüşün yerine iç görünüşün ön plana çıktığı Kur’an’da duyu organların işlevleri çoğu ayetlerde zahirî anlamlarıyla ifade edilmektedir. Ancak, kimi insanların ilahî hakikatlere karşı kör, sağır ve dilsiz olmaları mecazî olarak eleştirilmektedir. Bu eleştirilerin asıl maksadı, insana İslami bir kişilik kazandırmanın yanı sıra duyu organlarının hakkın sözcülüğünü yapmasını sağlamaktır. Bu çalışmada Kur’an’ın bedensel engelli olma durumuna bakış açısı ele alınmaktadır. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Kur’an’ın belagat örnekleri görülmektedir. Bu bağlamda, gerçek manada dilsiz, sağır ve kör olmanın engelliliği tek başına ifade etmede yeterli olmadığı, asıl engelliğin gerçeği görmemenin, gerçeğe kulak vermemenin ve gerçeği söylememenin olduğu örneklerle işlenmektedir.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
