<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15252">
<title>Cilt 01, Sayı 2 (2019)</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15252</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15291"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15289"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15288"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15287"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-23T06:51:37Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15291">
<title>CATALOGUE OF THE ARABIC MANUSCRIPTS IN THE LIBRARY OF THE SCHOOL OF ORIENTAL AND AFRICAN STUDIES, UNIVERSITY OF LONDON</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15291</link>
<description>CATALOGUE OF THE ARABIC MANUSCRIPTS IN THE LIBRARY OF THE SCHOOL OF ORIENTAL AND AFRICAN STUDIES, UNIVERSITY OF LONDON
TARİK, Ramazan
Kısa adı S.O.A.S. olan School of Oriental and African Studies’te (Doğu ve Afrika Çalışmaları Merkezi/Okulu) mevcut bulunan bazı Arapça El Yazmaları’nın yayınlanması, aslında eski tarihlere dayanmaktadır. İlk olarak Prof. R. L. Turner ile Dr. A. J. Arberry tarafından 1930’lu yılların sonuna doğru gerçekleştirilmiş ve bu kapsamda bazı Arapça ve Farsça el yazması eserlerin katalog çalışması yapılmıştır. Ancak söz konusu eserin basımı ile ilgili olarak, İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle bir takım zorluklarla karşılaşılmıştır. Bu çalışma veya projenin gerçekleştirilmesi düşüncesinden, malum sebeplerden dolayı da 1950’de vazgeçilmiştir. Gacek, gerçekleştirilmesi düşünülen malum projeyi çok beğendiğini ve bu fikri yeniden canlandırarak, tam bibliyografik detaylar ve uygun indeksler ile Arapça elyazmalarının tam bir kataloğu için düzenlemeler yaptığını ifade etmiştir. Gacek’in yeni çalışması ile birlikte, altı ay gibi kısa süre içerisinde, 1930’lu yılların sonundaki mevcut el yazmalarının sayısı neredeyse iki katına çıkarılmıştır.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15289">
<title>BİRGİ TARİHİ MEZAR TAŞLARI</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15289</link>
<description>BİRGİ TARİHİ MEZAR TAŞLARI
YILMAZ, Edip
Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra, eski bazı geleneklerini de beraberlerinde getirmişlerdir. Bunlardan birisi de mezar ve mezar taşlarıdır. Kurgan denilen anıt mezarlar türbe ve kümbet olarak, balbal adını verdikleri mezar taşlarının yerini şahideler almıştır. Karahanlıların Müslüman olmalarından sonra ortaya çıkan türbe ve kümbetler, Anadolu’un fethinden sonra Anadolu sathına yayılmış birbirinden güzel örneklerle varlığını devam ettirmişlerdir. Bunun ilk güzel örnekleri Ahlat’ta verilmiştir. Adeta bir açık hava müzesi görünümünde olan Selçuklu Mezarlığı ile Emir Bayındır kümbedi çarpıcı örnekler olarak günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır. Önce Selçuklular, daha sonra Beylikler ve Anadolu’da birliği sağlayarak cihan imparatorluğu kuran Osmanlılar döneminde yapılan; cami, mescid, medrese, kervansaray, hamam, köprü, sebil, bedesten, imaret, külliye gibi birçok mimari eserler yanında değişik mimari tarzlarda birbirinden güzel türbe ve kümbetler,  sandukalı, şahideli mezarlar inşa ederek, Anadolu’ya damgalarını vurmuşlardır. Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra, Birgi dolaylarında kurulan Aydınoğlu Beyliği, daha sonra bölgenin Osmanlılara geçmesinden sonra Osmanlılar döneminde o yörede inşa edilen değişik mimari eserlerle beraber, bütün olumsuzluklara rağmen, çok sayıda mezar taşı günümüze kadar gelebilmiştir.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15288">
<title>MÜSTEŞRİKLER VE GÜNÜMÜZ AYDINLARINA GÖRE SÜNNET</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15288</link>
<description>MÜSTEŞRİKLER VE GÜNÜMÜZ AYDINLARINA GÖRE SÜNNET
Assıl, Yaser
Geçmişten bugüne kadar sünnet konusunda değişik düşünceleri olan guruplar ortaya çıkmıştır. Bunların başında Batı’dan etkilenen bazı aydınlar gelmektedir. Bunların öncüleri de Afgani ve onun öğrencileridir. Schacht and Goldziher gibi müsteşrikleri de onların gurubuna dâhil edebiliriz. Bu çalışmada onların sünnet konusundaki tereddütleri hakkında bilgiler verdik ve onların düşünceleri ile bazı çağdaş ilim insanlarının düşüncelerini kıyasladık ve tartıştık. Sonuçta bu iki düşünce arasında sünnetin incelenmesi ve bunun ile içinde bulunulan asra uygun olan bir yeni yöntem oluşturma noktasında benzerlikler olduğu anlaşılmıştır. Ancak aralarında amaç ve hedef bakımından fark olduğu da tespit edilmiştir. Genellikle çağdaş ilim erbabının sünnetin makamını yükseltmek, onu geliştirmek ve bu konuda zihinlerde yenilikler meydana getirmektir. Ancak bunun tam anlamıyla gerçekleştiği de söylenemez. Denilenlere ek olarak müsteşriklerin sünnet konusundaki olumlu çalışmaları da inkâr edilemez. Özellikle de bu çalışmada da kendilerine yer verilen Schacht and Goldziher’i zikredebiliriz. Bu ikisi, hadis ve sened çalışmalarında mütehassıs olmuşlardır. Ancak biz araştırmamızda onların bazı hatalarına vakıf olduk. Evvela onlar özellikle saadet asrı ve ilk üç asrı iyi kavramış değiller. Farklı dönemleri kıyas etmişlerdir. Bu modern çalışmalarda yapılan önemli bir yanlıştır. Bununla beraber Kur’an ve sünnetin bu asra uygun olmadığı ve Batı kaynaklı kanunlarla değiştirilmeleri gerektiği düşüncesi de böyledir. Bu şekilde iki düşünce eğiliminin kıyaslanması açıkça yapılabilir.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15287">
<title>SAHABÎ KAVLİNİN HÜCCİYYETİ</title>
<link>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15287</link>
<description>SAHABÎ KAVLİNİN HÜCCİYYETİ
ÜNALAN, Abdullah
Allah, İslam’ın birinci kaynağı olan Kur’ân’ı kendi muhafazası altına almasıyla, herhangi bir beşerî müdahale söz konusu değilken, Kur’ân’ın tefsîr ve tebyîn görevini yapan hadîs, ilk asırlardan itibaren müdahale ve saldırılara maruz kalmış ve bu müdahaleler günümüze kadar devam etmiştir. Hadîsleri intikal ettiren sahabenin beşer ve beşerî za’fiyetlerle malûl olmakla saldırılara açık olmalarının bu müdahalelerde rolü büyük olmuştur. Oysa, Allah, Rasûlü ve icma-ı ümmetle tezkiye ve ta’dîl edilen sahabenin konumu çok farklıdır. Zira sahabe vahye şahit olmuş, Rasûlullah (s)’ın sohbetlerine, vahyi açıklama kriterlerine ve uygulama şekline mazhar olmuş, O’nun eğitiminden geçmiş, O’nun ahlakıyle karakterize olmuş ve o disiplinle hem Kur’ân’ı, hem hadîsleri rivayet etmiş; illet ve makasıdına göre hüküm istinbatında bulunmuştur. Bu çalışmada, hükümlerin istinbat ve tesbitine yönelik sahabî kavl ve fiilinin hüccet olup olmadığı tesbite çalışılacaktır.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
