<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Cilt 10, Sayı 1 (2025)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15586" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15586</id>
<updated>2026-04-23T06:58:41Z</updated>
<dc:date>2026-04-23T06:58:41Z</dc:date>
<entry>
<title>KONSTRÜKTİVİST PERSPEKTİFTEN TÜRKİYEAFRİKA ÜLKELERİ İLİŞKİLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ: TARİHSEL ARKA PLAN, POLİTİK VE EKONOMİK GELECEK PERSPEKTİFLERİ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15630" rel="alternate"/>
<author>
<name>Armutlu, Aziz</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15630</id>
<updated>2025-08-11T12:49:40Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">KONSTRÜKTİVİST PERSPEKTİFTEN TÜRKİYEAFRİKA ÜLKELERİ İLİŞKİLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ: TARİHSEL ARKA PLAN, POLİTİK VE EKONOMİK GELECEK PERSPEKTİFLERİ
Armutlu, Aziz
Bu çalışma, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerindeki dönüşümü konstrüktivist bir perspektiften ele alarak tarihsel, ekonomik, politik ve kültürel gelişmeleri incelemektedir. Türkiye'nin Afrika kıtasıyla olan ilişkileri, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki tarihi bağlardan günümüze kadar önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Afrika, dini ve kültürel bağlarla şekillenmiş bir bölge olarak görülmüş ve bu halklar "kardeş" ve "ümmet" olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Batılılaşma politikaları nedeniyle Afrika ile ilişkiler büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Ancak 1998 yılında başlatılan Afrika Eylem Planı ve 2000'li yıllardan itibaren artan diplomatik ve ekonomik çabalar, Türkiye'nin Afrika'ya stratejik bir açılım politikasını benimsemesine yol açmıştır. Türkiye, bu süreçte kıtadaki diplomatik varlığını genişletmiş, ticaret hacmini artırmış ve kültürel diplomasi ile yumuşak güç stratejilerini kullanarak Afrika'daki etkisini artırmıştır. Çalışma, Kuramsal Çerçeve: Konstrüktivist Teorinin İlkeleri, Türkiye ve Afrika Arasındaki Tarihsel İlişkiler, 2000'li Yıllarda Türkiye'nin Afrika Açılımı, Türkiye'nin Afrika Algısı ve Bu Algının Değişimi ve Türkiye-Afrika İlişkilerinin Geleceği alt başlıkları altında Türkiye'nin kıtadaki diplomatik, ekonomik ve kültürel stratejilerini ele almaktadır. Ayrıca çalışma, Türkiye'nin Afrika politikasının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu ilişkilerin gelecekte daha da derinleşeceğini öngörmektedir. Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde ekonomik çıkarlar kadar kültürel ve sosyal etkileşimlerin de önemli olduğu vurgulanmaktadır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>THE CRISIS OF INTERNATIONAL LAW AND THE FAILURE OF COLLECTIVE SECURITY IN THE MIDDLE EAST</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15629" rel="alternate"/>
<author>
<name>GÜNEŞ, Burak</name>
</author>
<author>
<name>ÖZEL ÖZCAN, Merve Suna</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15629</id>
<updated>2025-08-11T12:31:04Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">THE CRISIS OF INTERNATIONAL LAW AND THE FAILURE OF COLLECTIVE SECURITY IN THE MIDDLE EAST
GÜNEŞ, Burak; ÖZEL ÖZCAN, Merve Suna
The aim of this study is to trace both the historical and legal dimensions of the Middle East conflict in order to understand why the region remains in persistent turmoil. Among the multiple underlying causes, the inefficiency of international law and the weaknesses of international institutionalism stand out as the most significant factors. While the international state system is theoretically founded on the principle of sovereign equality, its practical application often contradicts this ideal, both de facto and de jure. This systemic inequality not only results in material disparities among states but also reflects an inherent imbalance within the legal framework upon which the system is built. During the League of Nations (LoN) era, these inefficiencies were inadequately addressed, contributing to the emergence of the Palestinian question. This institutional failure has continued into the United Nations (UN) era, where efforts to implement binding resolutions on the Palestinian issue have been consistently obstructed. In sum, this article examines whether sustainable peace in the Middle East is achievable within such an unequal global order. More specifically, it questions whether strengthening international solidarity could serve as a viable mechanism for overcoming these structural inefficiencies and fostering a more just international system.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>VERGİ YÜKÜNÜN TAHAKKUK EDEN TOPLAM VERGİ GELİRİ ESASLI HESAPLANMASI: TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15628" rel="alternate"/>
<author>
<name>KIZILTOPRAK, Özgür</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15628</id>
<updated>2025-08-11T12:27:00Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">VERGİ YÜKÜNÜN TAHAKKUK EDEN TOPLAM VERGİ GELİRİ ESASLI HESAPLANMASI: TÜRKİYE ÖRNEĞİ
KIZILTOPRAK, Özgür
Toplam vergi yükü rasyosu önemli makro ekonomik göstergelerdendir. Gelirin yeniden dağıtımında, maliye politikalarının oluşturulmasında ve sosyal adaletin sağlanmasında dikkate alınan önemli bir parametre olduğundan bu rasyoyu etkileyen değişkenlerin en az hata payı ile hesaplanması gerekmektedir. Toplam vergi yükünün iki bağımsız değişkeninden biri toplam gelir iken diğeri ise toplam vergi gelirleridir. Ancak toplam vergi gelirlerinin kapsamı konusundaki belirsizlik vergi yüküne ilişkin çalışmalarda farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toplam vergi gelirlerinin kapsamının belirlenmesi bu anlamda vergi yükü rasyosunun en az hata payıyla hesaplanması açısından önemlidir. Bu bağlamda vergi yükü hesaplamalarında tahsil edilmiş vergi gelirleri yerine tahakkuk etmiş vergilerin dikkate alınması elzemdir. Ayrıca toplam vergi gelirlerinden vergi ret ve iadelerinin indirilmesi ve sosyal güvenlik katkı paylarının vergi yükü hesabına dahil edilmemesi hata payının en aza indirilmesi açısından önemlidir. Buna göre 2019-2023 yıllarında Türkiye’de tahakkuk esaslı toplam vergi gelirleri dikkate alınarak yapılan vergi yükü hesaplamalarında vergi ret ve iadelerinden arındırılmış toplam vergi yükünün yaklaşık olarak %21 olduğu tespit edilmiştir. Vergi yükünün vergi tahakkukları temelli tespitinin, gelirin elde edildiği dönem ile bu gelire ilişkin ortaya çıkan vergi arasındaki dönem uyumsuzluğunu ortadan kaldırarak vadesi geçmiş vergi borçlarını da vergi yükü hesabına dahil eden daha gerçekçi hesaplama yöntemi olduğu değerlendirilmektedir.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDE TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKALARINDAKİ DÖNÜŞÜMÜN VE YENİLENEBİLİR ENERJİ STRATEJİLERİNİN ANALİZİ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15627" rel="alternate"/>
<author>
<name>Duran, Aytaç</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15627</id>
<updated>2025-08-11T12:19:03Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDE TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKALARINDAKİ DÖNÜŞÜMÜN VE YENİLENEBİLİR ENERJİ STRATEJİLERİNİN ANALİZİ
Duran, Aytaç
İklim değişikliğinin en önemli failleri arasında yer alan enerji sektörü Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de fosil yakıt ağırlıklı bir yapıya sahiptir. Enerji talebinin önemli oranda ithal edilen kömür, petrol ve doğal gazdan karşılanıyor oluşu Türkiye’nin enerji politikalarındaki ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki tutumunu belirlemektedir. Geçmişten günümüze ithal enerjiye bağımlı bir ülke olan Türkiye’de fosil yakıt arzındaki artışa paralel olarak sera gazı emisyon değerlerinde de yükseliş yaşanmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, Türkiye’deki enerji sektörünün iklim değişikliğine katkıları dikkate alınarak enerji politikaları ile yenilenebilir enerji stratejilerinin iklim değişikliği ile mücadele süreçlerindeki yeri ve dönüşümünün ortaya konulmasıdır. Bahsedilen bu hususların ele alınmasında enerji sektörü ve iklim değişikliği ile ilgili çok sayıda politika belgesini (kalkınma planları, stratejiler, eylem planları, hükümet programları, orta vadeli programlar vb.), resmi istatistikleri (sera gazı envanterleri, ulusal enerji denge verileri vb.), konu ile ilgili haberleri kapsayan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz neticesinde Türkiye’nin son yıllardaki enerji politika, strateji ve hedefleri ile yasal metinleri içerisinde enerji bağımlılığını ve iklim değişikliği ile mücadeleyi kapsayan önemli düzenlemelerin yer aldığı ve uygulamada yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışın iklim değişikliği ile mücadelede dikkate değer olduğu tespit edilmiş ancak fosil yakıtlardan çıkışa yönelik herhangi bir planlamanın olmamasının bu çabaları sonuçsuz bıraktığı kanaatine varılmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
