<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Cilt 02, Sayı 3 (2023)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15411" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15411</id>
<updated>2026-04-23T06:52:04Z</updated>
<dc:date>2026-04-23T06:52:04Z</dc:date>
<entry>
<title>Peyami Safa'nın Matmazel Noraliya'nın Koltuğu Adlı Romanında Pozitivist Unsurlar</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15507" rel="alternate"/>
<author>
<name>AKSOY, Bahar Çeçen</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15507</id>
<updated>2025-07-03T07:06:49Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Peyami Safa'nın Matmazel Noraliya'nın Koltuğu Adlı Romanında Pozitivist Unsurlar
AKSOY, Bahar Çeçen
Bir toplumda ortaya konan edebî eserleri toplumun gelişiminde bir adım olarak görmek insanı ve dönemin toplumsal yapısını tanımaya olanak sağlar. Romanlar çoğu zaman toplumlar arası ilişkilerde entelektüel, ahlaki, ideolojik ve politik eğilimleri gözler önüne seren bir ayna işlevi görür. Toplumsal yapıyı anlamak, toplumu tanımanın ön koşuludur. İlerlemenin ve iletişimin ilk şartı içinde yaşanılan toplumun içerisinde bulunduğu durumu anlamaktan geçmektedir. Bu nedenle farklı fikir akımlarının toplum üzerindeki etkilerinin verilmiş eserler üzerinden incelenerek değerlendirilmesi son derece doğaldır. Pozitivizm ya da olguculuk, Auguste Comte öncülüğünde gelişmiş olan ve doğruya yalnızca ampirizm ile ulaşılabileceğini savunan bir düşünce akımıdır ve bir dönem ülkemizi de etkilemiştir. Pozitivist bakış açısı Tanzimat döneminden itibaren hemen hemen tüm edebî eserlere yansımaktadır. Bu dönemin sanat ürünleri soyuttan somuta doğru akma eğilimindedir. Akımdan eserlerinde yararlanan ancak genellikle karşıt bir tutum sergileyen Peyami Safa, çoğunlukla mistisizm akımından etkilenmiş olup Matmazel Noraliya’nın Koltuğu eserindeki karakterinde de bu eğilimini somutlaştırmıştır. Bu çalışmada Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’nın Koltuğu adlı eserinde pozitivist unsurların yansıması analiz edilecektir.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyımların Yaşam Doyumu Düzeyleri: İstanbul Örneği</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15506" rel="alternate"/>
<author>
<name>AKÇA, Latif</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15506</id>
<updated>2025-07-03T07:03:50Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyımların Yaşam Doyumu Düzeyleri: İstanbul Örneği
AKÇA, Latif
Araştırmanın konusunu, İstanbul örneğinde imam-hatip ve müezzin-kayyımların demografik özelliklerinin yaşam doyumu ile olan ilişkisi oluşturmaktadır. İmam-hatipler namaz kıldırmak, Kur’an okumak, vaaz etmek, hutbe iradı; müezzin-kayyımlar ise ezan ve salaların okunması, salavat, kamet, tesbihat gibi görevleri yerine getirirler. Bunun yanında toplumun birçok kesimiyle temas halinde olup din hizmetleri sunmakta; cenaze, mevlit ve nikâh gibi cemiyetlere katılarak buralarda birtakım görevleri icra etmektedirler. Ayrıca başta yaz Kur’an kursları olmak üzere yaygın din eğitimi faaliyetlerinde de görev almaktadırlar. Her bireyi olduğu gibi imam-hatip ve müezzin-kayyımları da yakından ilgilendiren yaşam doyumu kişinin yaşamdan duyduğu memnuniyeti ifade etmektedir. Yaşam doyumu düzeyinin düşmesi bireyin hayatını olumsuz yönde etkileyen bir unsurdur. Buna karşın yaşam doyum düzeyinin iyi seviyede olması bireyin mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesine olanak sağlamaktadır. Bu bakımdan imam-hatip ve müezzin-kayyımların yaşam doyumunun iyi düzeyde olması kendileri ve sundukları hizmet açısından önem taşımaktadır. Yaşam doyumu düzeylerini belirlemek üzere İstanbul’da vazife yapan 863 cami görevlisinin katılımıyla online ortamda bir anket yapılmıştır. “Katılımcıların yaş, kadro, medeni hal, öğrenim, hafızlık, yetiştiği çevre, meslekte çalışma süresi (kıdem), görev yeri ve ikamet edilen mesken durumları ile yaşam doyumu düzeyleri arasında nasıl bir ilişki vardır?” sorusu araştırmanın problemini teşkil etmektedir. Araştırmanın amacı imam-hatip ve müezzin-kayyımların demografik özellikleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Fatma Gürel’in Eserlerinde Mekân Tasviri “Edremit”</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15505" rel="alternate"/>
<author>
<name>ATASOY, Seçil</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15505</id>
<updated>2025-07-03T07:01:32Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Fatma Gürel’in Eserlerinde Mekân Tasviri “Edremit”
ATASOY, Seçil
Fatma Gürel, son dönem Türk Edebiyatının en önemli öykü ve romancılarından biridir. Yapıtlarında insanı ve doğayı sübjektif tarzda tasvir etmesi onu özgün kılan yönlerinden biridir. Mekân, yazarın romanını kurgularken içinde yaşadığı ya da geçmişinde iz bırakan en önemli unsurlardan biridir. Birçok mekân, şair ve yazarlar sayesinde bir kimlik kazanır. Bu bağlamda mekânları anlamlandıran ve onların tanınmasını sağlayan sanatçılardır. Saint Petersburg, Paris, Viyana, Roma, Floransa, İsfahan ve İstanbul mimarisiyle olduğu kadar sanatçıların yapıtlarına yansımaları sayesinde bugün binlerce turisti ağırlamaktadır. Fatma Gürel de doğup büyüdüğü, çocukluğunu geçirdiği Balıkesir’in Edremit ilçesini yapıtlarında mekân olarak öne çıkarmaya çalışır. Edremit, Akçay başta olmak üzere şehrin tüm güzelliklerini doğasıyla deniziyle iklimi, insanı ve sosyal yapısıyla yapıtlarında işler. Bunu yaparken de zaman zaman doğayı ve kültürel birikimin ürünü olan konakları, yapıları korumanın mücadelesini verir. Bu bağlamda hem okura hem de yöneticilere mesaj vermeye çalışır. Eserlerde Ege Bölgesinin ağız özellikleri yanında, geleneksel el sanatları, doğum, düğün ve ölüm törenleri, komşuluk ilişkileri de aktarılmaya çalışılır. Edebiyat, bu anlamda kültür taşıyıcılığı misyonunu da üstlenmiş olur. Bu çalışmada Fatma Gürel’in yapıtlarında mekân olarak “Edremit”in nasıl ele alındığı ve mekânın yazarın zihninde nasıl bir yer edindiği, kültürel, sosyal ve siyasal kimliğinin oluşmasına etkisi analiz edilecektir
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Türkçenin Ses Yapısına Bir Bakış: Alıntı Kelimelerdeki /i-/ Sesine Dair Bir Değerlendirme</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15504" rel="alternate"/>
<author>
<name>BULUT, Âdem</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15504</id>
<updated>2025-07-03T06:58:23Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Türkçenin Ses Yapısına Bir Bakış: Alıntı Kelimelerdeki /i-/ Sesine Dair Bir Değerlendirme
BULUT, Âdem
Toplumlar, tarih oyunca yakınında bulunan veya başka toplumlar vasıtasıyla kendilerine uzak olan toplum ve milletlerle etkileşim içerisinde bulunmuşlardır ve hâlâ bulunmaktadırlar. Bu etkileşim dillerin birbirlerine kelime alıp vermesine yol açmaktadır. Kelime alışverişleri sırasında ödünçleme yapan dilin kurallarına bağlı olarak ödünçlenen kelimeler, kimi ses değişimleri geçirir. Bu ses değişimleri türeme, düşme ya da yer değiştirme şeklinde meydana gelir. Türkçenin yapısını anlatan dil bilgisi kitaplarında da yabancı dillerden giren- özellikle Batı kökenli dillerden- ve ünsüzle başlayan, s ile başlayan kelimeler için, kelimelerin başına çoğunlukla /i-/ sesi türetildiği kimi zamanda /ı-/ türetildiğinden bahsedilmekte ve yapılan bu türetimlerin amacının söyleyiş kolaylığı oluşturmak olduğu ifade edilmekte, kelime başına türetilen bu seslerin de Türkçenin kalınlık-incelik uyumuna uyması gerektiği belirtilmektedir. Öte yandan kimi yabancı dillerden alınan sözcüklerin asıl şekillerinde /i-/ bulunduğu halde Türkçeye geçerken ya da geçtikten sonra kelime başındaki ses düşürülerek kelime /s-/ ünsüzü ile başlayan bir kelime haline evrilmiştir. Bahsi geçen konu gerek dil bilgisi kitaplarında gerek alıntı kelimelerin incelendiği bilimsel yazılarda gerekse konu ile ilgili yazılmış tezlerde ses düşmesi ya da ünlü düşmesi başlığı altında incelenerek örnekler verilmiş ancak konunun Türkçenin dil yapısına aykırılık oluşturduğu gözlerden kaçmış ve buna bağlı olarak sorun hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu yazıda ise sorunun sadece sıradan bir ses düşmesi olmadığı ve benzer ses yapılarına/dizilişlerine sahip farklı kökenli dillerden gelen alıntı kelimelerde sürekli olarak uygulandığı iddia edilen /i-/ türemesinin meydana gelmediğini kimi sözcüklerde ise tersi bir durumun söz konusu olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla gerek Türkiye Türkçesi ve ağızları ile diğer Türk lehçelerinde tespit edilen kimi sözcüklerin aynı ses olaylarına maruz kalıp kalmadıkları karşılaştırmalı olarak verilip bahsi geçen ses olayın sadece bir lehçede değil dilin bütün yapısında olup olmadığı da ortaya konulmaya çalışılmıştır
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
