<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Cilt 06, Sayı 1 (2024)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15403" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15403</id>
<updated>2026-04-23T06:52:01Z</updated>
<dc:date>2026-04-23T06:52:01Z</dc:date>
<entry>
<title>Kur’an’da Aile Bireyleri Arasındaki İlişkiler</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15521" rel="alternate"/>
<author>
<name>Teyfur, Mahsur</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15521</id>
<updated>2025-07-04T08:13:51Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kur’an’da Aile Bireyleri Arasındaki İlişkiler
Teyfur, Mahsur
İnsanlık tarihinde aile her zaman önemli bir role sahip olmuş ve insanların bir toplum haline gelmesinde en büyük  görevi üstlenmiştir. Kuşkusuz insanlığın temeli ailedir ve tarihe baktığımızda ilk toplumun aileden meydana geldiğini görürüz. Kur’an'da bu konuya temas edilerek ilk yaratılan insan Âdem ve Havva’nın aile olarak yaşadığı bildirilmiştir. İnsanın gelişimi ve temel özellikleri kalıtım ve çevre etkileşimi sonucunda oluşur. Aile ise kişinin ilk sosyal çevresidir ve bu açıdan aile, küçük bir toplum mesabesindedir. Kişilerin, aile hayatını Kur’an’ın sunduğu minval üzere inşa etmeleri ve ahiret yurdunu da göz önünde bulundurarak Kur’an’ın sunduğu ilke ve prensipleri yeniden esas almaları gerekmektedir. Çünkü, evliliği dünyevi bir faaliyet olarak telakki edenlerin, arızalar baş gösterdiğinde çözümleri de dünyevi olmaktadır. Kur'an-ı Kerim'deki aile hayatı ile ilgili ayetlerin araştırılarak sosyal yönden ele alınması, büyük bir ihtiyaçtır.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Kûfe Ekolü Tefsir Anlayışında Re'yin Niceliği ve Niteliği (Abdullah b. Mes’ûd’un Tefsiri Bağlamında)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15520" rel="alternate"/>
<author>
<name>Akcan, Hasan</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15520</id>
<updated>2025-07-04T08:10:09Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kûfe Ekolü Tefsir Anlayışında Re'yin Niceliği ve Niteliği (Abdullah b. Mes’ûd’un Tefsiri Bağlamında)
Akcan, Hasan
Kur’an’ın anlaşılmasında sahabe döneminden itibaren rivayet ve dirayet olmak üzere iki ana anlayış oluşmuştur. Sahabe arasında ilimde temâyüz eden şahsiyetler Kur’an eğitiminde ve tefsirinde benimsedikleri anlayış ekseninde bir eğitim modeli geliştirmişlerdir. Geliştirdikleri eğitim modeli talebeleri tarafından takip edilmiş ve zamanla bir ekol hüviyeti kazanmıştır. Kûfe’de yaklaşık 15 sene Kur’an eğitimiyle uğraşmış olan Abdullah b. Mes’ûd bunlardan birisidir. Abdullah b. Mes’ûd henüz Allah Resulü hayattayken Kur’an’a olan vukûfiyeti ile öne çıkmış ve Hz. Peygamberin övgüsüne mazhar olmuştu. Daha sonraki dönemlerde sahabe tarafından da onun bu hususiyeti takdir edilmiş ve Hz. Ömer (r.a) kendisini  “muallim” sıfatıyla Kûfe halkına Kur’an’ı öğretmesi için görevlendirmişti. Kaynaklardan ulaşabildiğimiz bilgilere göre İbn Mes’ûd uzun yıllar boyunca Kûfe’de sürdürdüğü eğitim faaliyetinde Kur’an tefsirinde ağırlıklı olarak rivayet yöntemini kullanmış olmakla beraber dirayet yöntemini de etkin olarak kullanmıştır. Yetiştirdiği talebeler onun eğitimde takip ettiği yöntemi benimsemiş ve zamanla bu bir anlayışa ve daha sonra bir ekole dönüşmüştür. Tefsir usulü kitaplarında Kûfe Ekolü her ne kadar “re’ye” dayalı gelişmiş bir dirayet ekolü olarak tanıtılmış olsa da bunun bir hakikat mi yoksa bir ön kabul mü olduğu deliller ışığında tespit ve teyit edilmeye çalışılacaktır. Bu sebeple çalışmada bu ekolün oluşum sürecinde İbn Mes’ûd’un rivayet ve dirayet anlayışlarından hangisini daha çok ve etkin olarak kullandığı İbn Mes’ûd’un tefsir örnekleri üzerinden görülecek ve Kûfe Ekolü’nde dirayet anlayışının nicelik ve niteliği ulaşılan veriler üzerinden gösterilmeye çalışılacaktır.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İslâm Arazi Hukukunda Mekke’nin Özel Konumu</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15519" rel="alternate"/>
<author>
<name>Kundak, Oğuzhan</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15519</id>
<updated>2025-07-04T08:07:25Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İslâm Arazi Hukukunda Mekke’nin Özel Konumu
Kundak, Oğuzhan
İslâm arazi hukukunda arazinin fethediliş yöntemi, hukuki statüsünün belirlenmesinde temel bir ölçüttür. Zira savaş yapılmaksızın fethedilen araziler, belirli bir anlaşma doğrultusunda sulh ile fethedilen araziler ve savaşla fethedilen araziler ayrı statüde değerlendirilmekte ve faklı hükümlere tâbi olmaktadır. Mekke arazisinin nasıl fethedildiği, hangi statüde bir arazi olduğu ve ne şekilde hükme tâbi olduğu İslam hukukuna göre tartışmalıdır. Bu makalede Mekke’nin fethediliş şekli, arazisinin statüsü, arazisi ve arazisi üzerinde bulunan gayrimenkullerde özel mülkiyetin mahiyeti incelenmiştir. Bu kapsamda belirlenen kaynaklarda yer alan malumatlar araştırılmış, Mekke’nin fethediliş şekli açıklanmış, arazisinin hukuki statüsü tespit edilmiş ve arazisi ile üzerindeki akarlarda satış, kiralama, rehin, hibe ve miras gibi hukuki tasarruf yetkisinin keyfiyeti incelenmiştir. Netice itibariyle Mekke’nin savaşla fethedildiği fakat statüsünün belirlenmesinde genel kuraldan farklı olarak fethediliş şeklinin herhangi bir önem ifade etmediği tespit edilmiş ve arazisinde değil de arazisi üzerinde bulunan gayrimenkullerde özel mülkiyet hakkının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Kur’ân-ı Kerîm’de Zekâtın Etimolojik, Fıkhi ve Sosyolojik Yapısı</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15518" rel="alternate"/>
<author>
<name>Zourob, Tamer</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15518</id>
<updated>2025-07-04T08:02:54Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kur’ân-ı Kerîm’de Zekâtın Etimolojik, Fıkhi ve Sosyolojik Yapısı
Zourob, Tamer
Öz İslam dinin en temel beş esasından birisi olan Zekât Kur’an’ı Kerim’de namazla beraber zikredilir. Böylece zekât Müslümanların her zaman gündeminde olan bir ibadet olmuştur. Zekât dini, hukuki ve ahlaki açıdan pek çok toplumsal işlevi bulunan bir sorumluluktur. Bu sebeple zekât toplumu her açıdan kuşatan mali bir yükümlülüğü ifade eder. Zekâtın temel amacı da servetin tek bir zümrede toplanmasına engel olup toplumun her kesimine yayılmasını sağlamaktır. Bu da zekâtın kul ile Allah arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmenin yanı sıra sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir role sahip olduğunu gösterir.  Zekât Kur’ân’da pek çok âyette farklı kelimelerle karşımıza çıkmaktadır. Zekât için Kur’ân’da infak, sadaka şeklinde farklı ifadeler kullanılsa da ifade ettiği anlam açısından zekât, Müslümanların kazançlarından elde ettikleri gelirleri ihtiyaç sahibi kimselere ulaştırmalarını ifade eder. Biz de bu çalışmamızda hem zekât ibadetini genel hatlarıyla hem de zekâtın etimolojik, fıkhi ve sosyolojik yapısını ele almaya çalışacağız.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
