<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Cilt 03, Sayı 2 (2021)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15256" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15256</id>
<updated>2026-04-23T07:04:16Z</updated>
<dc:date>2026-04-23T07:04:16Z</dc:date>
<entry>
<title>ABESE SURESİ BAĞLAMINDA HZ. PEYGAMBER'E YÖNELTİLEN “İTÂB” AYETLERİ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15319" rel="alternate"/>
<author>
<name>TAY, Mesut</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15319</id>
<updated>2024-06-04T07:35:46Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">ABESE SURESİ BAĞLAMINDA HZ. PEYGAMBER'E YÖNELTİLEN “İTÂB” AYETLERİ
TAY, Mesut
Âyetlerin dil ve üslup özellikleri kendisine has nitelikler taşır. Davet süreci boyunca, muhatap toplumu yönlendirici şekilde ilahi kelamla olaylara müdahale edilerek, İslam’ın teşekkülü sağlandı. Mekkî ayetlerin temel özelliklerinden biri de oldukça sert bir tonda muhatap kitlenin hedef alınmasıydı. Bu sert hitabın muhatabı şüphesiz Mekke inkârcılarıydı. Ancak az da olsa Hz. Peygamber’in de bazı davranışlarından dolayı ilahi tenkit ve uyarıya muhatap olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bu mahiyetteki ayetler, tefsir literatüründe “itâb ayetleri” kavramıyla inceleme konusu yapılır. Hz. Peygamber bulduğu her fırsatı değerlendirerek kavmini İslam’a davet ediyordu. Önemli taktiklerinden biri de Mekke ileri gelenlerinin iman etmesini sağlamaktı. Zira Mekke’yi yöneten bu seçkin zümreyi ikna edebilseydi, diğerlerinin kolaylıkla İslam’ı kabul edeceğini biliyordu. Hz. Peygamber, Mekke ileri gelenlerine İslam’ı tebliğ ettiği bir sırada âmâ olan Abdullah İbn Ümmü Mektûm (ö. 15/636) hızla kendisine yöneldi ve ondan İslam ile ilgili bir şeyler anlatmasını talep etti. Bulduğu davet fırsatını kaybetmek istemeyen Hz. Peygamber, İbn Ümmü Mektûm’un bu davranışından hoşlanmadı ve onunla ilgilenmeyerek konuşmasına devam etti. Bunun üzerine bu olayı konu edinen ve Hz. Peygamber’in davranışını tenkit eden Abese suresinin ilk ayetleri nazil oldu. Bu araştırmada, Mekke döneminde nazil olan ve Abese suresinin ilk on ayetine konu olan bu vakıa ele alınacaktır. Bu çalışmada, vakıanın tarihi arka planında yer alan Mekke ileri gelenlerinin toplumdaki konumları ve bunların iman etmesi için Hz. Peygamber’in gösterdiği çabaya yer verilecektir. Abese suresi ilk on ayeti bağlamında iman etmemek için direnenlerin toplumun seçkinleri olsalar dahi davette öncelikli olmadıkları, vakıanın kahramanı olan Abdullah İbn Ümmü Mektûm’un isteğinin neden geri çevrilmemesi gerektiği, Hz. Peygamber’in iman etmemekte direnenleri daha önce iman etmiş olan birine tercih etmemesi gerektiği ve “itâb” edildikten sonra Hz. Peygamber’in takındığı tavır çeşitli yönleriyle ele alınacaktır. Bu çalışmada “itâb” kavramı incelenerek, alimlerin konu ile ilgili görüşlerine yer verilecektir
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>ADİLCEVAZ’DAN BİR ŞEYH VE MÜDERRİS PORTRESİ: MOLLA MASUM GODİŞKÎ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15318" rel="alternate"/>
<author>
<name>BAKIRHAN, Cihat</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15318</id>
<updated>2024-06-04T07:36:05Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">ADİLCEVAZ’DAN BİR ŞEYH VE MÜDERRİS PORTRESİ: MOLLA MASUM GODİŞKÎ
BAKIRHAN, Cihat
Bitlis ulemâsının önemli şahsiyetlerinden ve Nakşî-Hâlidî meşâyihinden olan Molla Masum Godişkî, resmi kayıtlara göre 1931, ailesinin verdiği bilgilere göre ise 1928 yılında dünyaya gelmiştir. Aslen Bitlis ilinin Mutki ilçesinin Godişkan (Alıcık) köyündendir. Kırk yıla yakın Adilcevaz’ın Haskindirük (Bahçedere) köyünde tedris ve irşâd faaliyetleri yürüttüğü için Molla Masum Haskindirûkî olarak da bilinir. Dedesi ve babası da bölgede tanınan meşhur âlimlerdendir. İlk eğitimini babası Molla Muhammed Sıddık’dan almış, babası vefat edince dedesi Molla Muhyeddin Godişkî’nin yanında eğitimine devam etmiştir. Bir müddet Ohin (Koyunlu) köyünde Şeyh Halid’in rahle-i tedrisatında bulunan Molla Masum, Silvan’da Molla Yakup Farkinî’nin, Nakşî şeyhi olan kayınpederi Molla Reşit Tırtopî’nin, Molla Sadrettin Yüksel’in ve en son kendisine icâzet veren Molla Nurullah Godişkî’nin yanında da okumuştur. Tasavvufî icâzetini Şeyh Halidî Ohinî’den almış ve onun halifesi olmuştur. Muş’un muhtelif köylerinde ve Adilcevaz’ın Bahçedere köyünde fahri imamlık vazifesi yapmış, açmış olduğu medreselerde tedrisat faaliyetlerinde bulunmuştur. Bahçedere köyünde iken resmi göreve atanmış ve emekli oluncaya kadar bu köyde kalmıştır. Faiz hakkında ve Tapu senedinin şer’î delil olup olmadığı hakkında iki risâlesi bulunan Molla Masum 1997 yılında resmi görevinden emekli olduktan sonra Mersin’e taşınmış, orada da tedrisata devam etmiş, 17 Ocak 2016 tarihinde vefat etmiştir. Kabri, Ahlat’ta Abdurrahman Gazi mezarlığındadır. Bugüne kadar herhangi akademik bir çalışmaya konu olmayan Molla Masum’un hayatı, tedrisat ve irşâd faaliyetleri üzerine çoğunlukla çocukları ve talebeleriyle gerçekleştirilecek mülakatlarla desteklenecek olan bu çalışma, eğitim kurumu olarak medreselerin ve Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolunun Bitlis tarihindeki yerini belirlemek açısından önem arz etmektedir.
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>ESKİ VAN ŞEHİR MEZARLIĞINDAKİ MEZAR TAŞLARI VE İKİZ KÜMBETLER</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15317" rel="alternate"/>
<author>
<name>EBİRİ, Gülsün</name>
</author>
<author>
<name>ERİŞ KIZGIN, Eda</name>
</author>
<author>
<name>GÜL, Mesut</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15317</id>
<updated>2024-06-04T07:36:33Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">ESKİ VAN ŞEHİR MEZARLIĞINDAKİ MEZAR TAŞLARI VE İKİZ KÜMBETLER
EBİRİ, Gülsün; ERİŞ KIZGIN, Eda; GÜL, Mesut
Eski Van şehrinde Ortaçağ ve sonrasında İslam dönemine ait kültür varlıkları kısmen günümüze ulaşmıştır. Bu döneme ait İslam eserleri arasında önemli bir grubu mezarlıklar ve mezar taşları oluşturmaktadır. Eski Van şehrinin güneyinde ve yakın mesafede(günümüze ulaşmayan dış sura bitişik) tarihi mezarlık alanı yer almaktadır. Mezarlığın kuzeybatısında tarihlendirmede farklı görüşlerin bildirildiği İkiz Kümbetler olarak adlandırılan iki kümbet de bulunmaktadır. Eski Van Şehir Mezarlığı’nda arazi çalışmaları sırasında oldukça tahrip olmuş 23 mezar taşı ile kırık başlıklar ve sanduka parçaları tespit edilmiştir. Ancak bunlardan sadece 17 mezar taşı incelenmiştir.  Bu mezar taşlarından 3 şahide ve 3 başlık niteliklidir. Diğer mezar taşları yoğun tahribata maruz kalmıştır. İncelenen mezar taşları 18. ve 19.yüzyıl Osmanlı dönemine aittir. Mezar taşlarında 100 yıllık bir tarih aralığı olmasına rağmen hem form hem de kompozisyon açısından Osmanlı döneminde uygulanan geleneğin paralelinde bir düzenlemeye sahip oldukları anlaşılmaktadır. Bu mezarlık alanında Osmanlı dönemine ait taşların sadece bunlardan ibaret olmadığı ve toprak altında olması muhtemel taşların da bulunduğu düşünülmektedir. Zira bu alanda yapılacak çalışma ile bölgenin Osmanlı dönemindeki kültürel yaşamı hakkında daha detaylı bilgiler sunulacaktır.
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>BİTLİS NORŞİN MEDRESESİNDE OKUTULAN ARAPÇA DERS KİTAPLARININ TASNİF VE TAHLİLİ</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15316" rel="alternate"/>
<author>
<name>TEYFUR, Mansur</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/15316</id>
<updated>2024-06-04T07:36:57Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">BİTLİS NORŞİN MEDRESESİNDE OKUTULAN ARAPÇA DERS KİTAPLARININ TASNİF VE TAHLİLİ
TEYFUR, Mansur
İslam’ın doğuşundan itibaren gerek camilerde gerekse farklı eğitim ocaklarında eğitimöğretimin aksamamasına azami derecede önem verilmiştir. Bu eğitim ocaklarından biri de medreselerdir. Bu çalışmada medreseler hakkında genel bilgi verildikten sonra özellikle konunun temelini oluşturan Bitlis Norşin medresesi ve orada okutulan Arapça ders kitapları tanıtılmaktadır. Bu medrese, Şeyh Abdurrahmân-ı Tâğî tarafından 1875 yılında inşa edilmiş ve günümüze kadar İslâmi eğitim hizmeti devam ettirilmiştir. Medresede İslami kaynakları anlamada temel rol oynayan ve kendisine alet ilmi de denen Arapçanın öğrenilmesine oldukça önem verilmektedir. Bu bakımdan Arapçayı öğrenmek kadar, onu öğretebilmek için izlenen yol ve materyallerin de bir o kadar doğru ve başarılı olması önem arz etmektedir. Çalışmada Arapça öğretilirken hangi kaynaklar ve hangi sıralama içerisinde bir yol izlendiği de belirtilmiştir. Genel olarak medresede okutulan alanlardan bahsedildikten sonra özellikle Arap dili alanındaki ders kitaplarına ve bu kitapların içerik bilgilerine yer verilmiştir. Ayrıca Norşin medresesinde uygulanan Öğretim yöntemlerine de değinilmiştir
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
