<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Cilt 08, Sayı 4 (2019)</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/13941" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/13941</id>
<updated>2026-04-23T06:52:33Z</updated>
<dc:date>2026-04-23T06:52:33Z</dc:date>
<entry>
<title>Katmanlı İmalat ile Üretilen Metal Malzemelerin Kaynak Kabiliyeti</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14510" rel="alternate"/>
<author>
<name>AYDIN, Kadir</name>
</author>
<author>
<name>KARAMOLLA, Mustafa</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14510</id>
<updated>2024-03-12T12:12:13Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Katmanlı İmalat ile Üretilen Metal Malzemelerin Kaynak Kabiliyeti
AYDIN, Kadir; KARAMOLLA, Mustafa
Katmanlı imalat teknolojisine olan ilgi son yıllarda artış göstermektedir. Katmanlı imalat tekniği, geleneksel imalat&#13;
yöntemlerinin aksine malzeme eksiltme değil de, malzeme eklenmesi prensibine dayanmaktadır. Yüksek tasarım&#13;
serbestliği, artık malzeme oluşmaması, kullanıcıya özel ürünlerin imal edilebilmesi, tasarımdan imalata geçiş&#13;
süresinin düşük olması, hücresel yapılar ve optimum tasarımlar ile daha hafif ürün elde edilebilmesi katmanlı&#13;
imalat tekniğinin avantajlarındandır. Bunun yanında katmanlı imalat tekniğinin bir takım dezavantajları da&#13;
bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi katmanlı imalat ile üretilen ürünlerin boyutlarının sınırlı olmasıdır.&#13;
Araştırmacılar bu problemi ortadan kaldırmak amacıyla katmanlı imalat tekniği ile üretilen metalik malzemeleri&#13;
kaynak yöntemiyle birleştirerek çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmada lazer ergitme-sinterleme ve elektron ışını&#13;
ergitme yöntemleri kullanılarak üretilen malzemelerin kaynak kabiliyetinin araştırıldığı çalışmalar derlenmiştir.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Şanlıurfa’da Yapılmış Floristik Çalışmalara Genel Bir Bakış</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14508" rel="alternate"/>
<author>
<name>KAYA, Ömer Faruk</name>
</author>
<author>
<name>KARATAŞ, Ayfer</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14508</id>
<updated>2024-03-12T12:06:42Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Şanlıurfa’da Yapılmış Floristik Çalışmalara Genel Bir Bakış
KAYA, Ömer Faruk; KARATAŞ, Ayfer
2000'li yıllardan başlayarak Şanlıurfa il sınırları içinde floristik ve fitososyolojik çalışmaların artmasıyla daha önce&#13;
Şanlıurfa florasında kaydedilmemiş birçok takson tespit edilmiştir. Floristik çalışmaların yanı sıra, fitososyolojik&#13;
çalışmaların bitki birliği tabloları da, bitki listelerinin yerini almaktadır. Bu çalışma ile son 15 yılda yapılan&#13;
floristik ve fitososyolojik çalışmaların tümü incelenerek Şanlıurfa florasına ait bitki taksonlarının endemizm, hayat&#13;
formu ve fitocoğrafik bölge yönlerinden değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çalışma ile 460 cins ve 88 familyaya ait&#13;
1668 takson tespit edilmiştir. Çalışma alanında 107 (%6) adet endemik takson da belirlenmiştir. Bu taksonlar,&#13;
Plantae aleminden Pteridophyta (3) divizyosu ile Spermatophyta divizyosunun Gymnospermae (1) ve&#13;
Angiospermae (1664) alt divizyosuna aittir. Taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılım oranları şöyledir: İranTuran elementleri %33 (546), Akdeniz elementleri %9 (139), Doğu Akdeniz elementleri %8 (136), Avrupa-Sibirya&#13;
elementleri %3 (54), Batı Akdeniz elementleri %0,2 (3), Sahra-Sind %0,2 (3), Sahra-Arap %0,05 (1) ve&#13;
bilinmeyenler %47 (786)'dir. İçerdikleri tür sayısına göre alandaki en büyük beş familya sırasıyla; Asteraceae&#13;
(235), Fabaceae (234), Poaceae (131), Brassicaceace (97) ve Lamiaceae (95)'dir. İlk beş sırayı alan cinsler ise&#13;
Astragalus L. (50), Trifolium L. (39), Vicia L. (29), Euphorbia L. (27) ve Centaurea L. (25)’dır.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Yumuşak kabuklu kaplumbağa evrimi: Akdeniz’deki tek tür, Trionyx triunguis</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14507" rel="alternate"/>
<author>
<name>GÜÇLÜ, Özgür</name>
</author>
<author>
<name>KESKİN, Dilek</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14507</id>
<updated>2024-03-12T12:03:05Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Yumuşak kabuklu kaplumbağa evrimi: Akdeniz’deki tek tür, Trionyx triunguis
GÜÇLÜ, Özgür; KESKİN, Dilek
Kaplumbağaların vücut morfolojilerinin kökeni sürüngen evriminin en önemli gizemlerinden birini&#13;
oluşturmaktadır. Günümüze kadar yapılan çeşitli moleküler çalışmalar, kaplumbağaların Tuatara, kertenkele ve&#13;
yılanların dâhil olduğu Lepidosauria grubunun dışında yer aldığı ve timsah ile kuşların bulunduğu Archosauria&#13;
grubuna kardeş grup olduğunu ortaya koymuştur. Araştırıcılar kaplumbağaların atası olarak günümüzden 228&#13;
milyon yıl öncesine ait olan Eorhynchochelys sinensis isimli yeni bir tür tanımlamışlardır. Modern kaplumbağların&#13;
günümüzde yaşayan en eski grubu olarak bilinen Güneydoğu Asya orijinli olan Trionychidae familyasına giren&#13;
kaplumbağalar gece aktif olan etçil tatlı su kaplumbağalarıdır. Karapas ve plastronlarında epidermis orjinli plaklar&#13;
olmamasına rağmen bu bölgelerin üstü ince bir deri ile örtülüdür. Bu grubun bilinen en eski fosil kaydı (yaklaşık&#13;
100–140 MYÖ) Santanachelys gaffneyi’dir. Trionychidae üyeleri Asya kıtasının Kretase jeolojik döneminin&#13;
başlangıcından günümüze kadar gelen, yüksek oranda morfolojik çeşitlilik gösteren canlılardır.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Adli Bilimlerde DNA Parmak İzine Adli Genetik ve Adli Antropolojik Bakış</title>
<link href="http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14505" rel="alternate"/>
<author>
<name>ÇETLİ, Elif</name>
</author>
<author>
<name>TATAR, Demet</name>
</author>
<author>
<name>ÖZKOÇAK, Vahdet</name>
</author>
<id>http://dspace.beu.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/14505</id>
<updated>2024-03-12T11:56:02Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Adli Bilimlerde DNA Parmak İzine Adli Genetik ve Adli Antropolojik Bakış
ÇETLİ, Elif; TATAR, Demet; ÖZKOÇAK, Vahdet
Suç olaylarının çözümlenmesinde ve suçlunun belirlenmesinde yardımcı olan Adli Bilimler alanı gün geçtikçe&#13;
önemini arttırmaktadır. Olay yerinden elde edilen deliller aracılığı ile kişilerin tanımlanmasında her kişide farklı&#13;
yapıya sahip olan DNA molekülü olayları çözüme kavuşturmaktadır. Adli amaçlı olarak da kullanılan DNA&#13;
molekülü Adli Antropoloji ve Adli Genetik alanında kullanılan ortak moleküldür. Antropoloji insan bilimidir ve&#13;
insanı tüm yönleri ile ele alır. Adli Antropoloji alanı ise suçlunun tespitinde, kimliği belirsiz cesetlerin&#13;
kimliklendirilmesinde, yaş, cinsiyet ve etnik kökenin belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Antropoloji içerisinde&#13;
kullanılan Antik DNA sayesinde geçmiş ile günümüz arasında köprü kurulabilmektedir. Olay yerinde her zaman&#13;
vücut sıvısı veya biyolojik materyaller yer almaz. Bir iskelet kalıntısından olayın çözümlenmesinde devreye Adli&#13;
Antropoloji girmektedir. İskeletleri kimliklendirme aşamasında Somatoskopi ve Antropometri teknikleri&#13;
kullanılmaktadır. Bu iki teknik Adli Antropoloji alanında önemli yere sahiptir. Adli Genetik alanı ise olay yerinde&#13;
bulunan vücut sıvıları ve biyolojik materyaller ile ilgilenir. Bu sıvıları laboratuvar testlerine tabii tutarak DNA&#13;
analizlerinin sonuçlanmasını sağlamaktadır. Her iki bilim dalının da suçlunun tespitinde DNA molekülünden&#13;
yararlandığı görülmektedir. DNA molekülünden elde edilen DNA parmak izi kişiye özgüdür ve bu durum suçlu&#13;
profillerinin belirlenmesi açısından muazzam bir durumdur. DNA Parmak izi ile ilgili yeni gelişmeler söz&#13;
konusudur. Yeni geliştirilen Optik Koherans Tomografi Sistemi ve ParaDNA Vücut Sıvısı Kimliklendirme&#13;
Sistemi, DNA parmak izi üzerinde oldukça olumlu sonuçlar ortaya koymaktadır. DNA’nın geri kazanımı ile ilgili&#13;
çalışmalar sonucunda ise gizli DNA parmak izi olarak tanımlanan izlerin kolayca elde edilebilmesi&#13;
sağlanmaktadır. Geri kazanım ile olayların çözümlenmesi kısa sürede olmakta ve bu durum birçok laboratuvarın&#13;
rutin sırasını değiştirmektedir. Aynı zamanda parmak izinin alınması zor olan materyaller üzerinden parmak izinin&#13;
profillendirilmesine imkân sağlamaktadır.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
