| dc.description.abstract | Bu çalışmada, Hanefî muhtasar geleneğinde önemli yeri olan Sadrüşşerîa es- Sânî’nin (ö. 747/1346) en-Nukâye veya Muhtasaru’l-Vikâye adıyla bilinen eseri merkeze alınarak ihtisâr kavramı ele alınmıştır. Bazı muhtasar eserler zamanla kısaltılarak yeni bir fıkhi edebi tür oluşturulmuştur. Muhtasarlar yazılışları, amaçları ve muhtevaları sebebiyle çalışmalara konu olmuş, bu hususta hatırı sayılır birikim ortaya çıkmıştır. Bu muhtasarların kısaltılmasıyla oluşan ihtisâr konusunda yeteri kadar çalışma kaleme alınmamıştır. Bu makalede muhtasar ve ihtisâr serüvenini göstermek adına; Mergînânî’nin (ö. 593/1197) el-Hidâye; sonra Sadrüşşerîa el-Evvel’in (ö. 730/1329-30) özetleyerek hazırladığı Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye ve Sadrüşşerîa es- Sânî’nin (ö. 747/1346) daha da kısaltarak hazırladığı en-Nukâye eserlerindeki vedîa konusu üzerinde mukayese edilecektir. Bu eserlerden Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye ve enNukâye bir eser dikkate alınarak özetlenmiş yani ihtisâr edilmiştir. El-Hidâye, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin (ö. 189/805) el-Câmiʿu’s-sağîr’ini ve Kudûrî’nin el-Muhtasar’dan derlenerek oluşturulmuş muhtasardır. Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye ve en-Nukâye özet bir eserden tekrar özetlenerek meydana getirilmiştir. Biz iki esere ihtisâr yani özetin özeti tabirini kullanmanın uygun olacağını düşünüyoruz. | tr_TR |